Sercan Yılmaz ve Hasan Yasin Türkyılmaz ile Growth Hacking Röportajı

İlk defa 2010 yılında duyduğumuz Growth Hacking kavramı, üzerine sektörün önde gelen isimleri Hasan Yasin Türkyılmaz ve Sercan Yılmaz ile bir araya geldik. Growth Hacking nedir ve süreçleri nelerdir sorularına cevaplar bulduğumuz röportajımız ile sizi baş başa bırakıyoruz.

Sizce Growth Hacking neyi ifade ediyor?

Sercan Yılmaz :

Mesleki ve teknik açıdan bakarsak, Growth Hacking evrensel bir anlama sahip. Yani Dünya’nın her yerinde aynı şeyi ifade ediyor; Türkçe karşılığı olmasa da biz buna bir işin, bir projenin dahilinde “büyümeyi hack’lemek” diyebiliriz. Yazılım, tasarım, kullanıcı deneyimi, mühendislik, tüketici psikolojisi, veri, yaratıcı pazarlama, gerekli otomasyonların temini gibi birçok ana başlığın tamamının ya da bir kısmının bir arada kullanılması gerekir.Benim için ise bir bakış açısı, bir yaklaşım anlamına geliyor.

Tabii, göreceli bir konuya karşı şahsi bakış açısını kastetmiyorum. Belli prensiplere dayalı ve bir amacı güden yaklaşım biçimi diyebiliriz. Hack denince bizim ülkemizde ilk akla gelen şey, siber alemde suç teşkil edecek işlerdir daha çok J Bunlar birbirine çok karıştırılıyor.

Hasan Yasin Türkyılmaz :

Growth hacking’in bencesiz hali, hızlı ve kararlı büyümeyi bulup otomatize etmeyi ifade etmesi. Bence growth hacking, türkçesiyle büyümeyi hack’leme, büyümenin kısa yolunu bulup otomatize ettikten sonra arkamıza yaslanıp süreci izleyip mutlu olmayı ifade ediyor. Çok basit ama zihnimde süreç bu şekilde genelde. 🙂 İşin doğrusu pek vakit de olmuyor arkaya yaslanmaya. Birisi bitince bir başkasına geçiyoruz sürekli. Bir görevden diğerine, sürekli ve daha fazla büyümeye doğru…

İkinizin sektöre giriş hikayeleri biraz farklı olmuş. Sizi ortak noktada buluşturan ve G4A Studio & Workshops firmasının kurulmasını sağlayan sebep neydi?

Sercan Yılmaz :

Bizi ortak noktada buluşturan şey, pazarlama. İkimiz de epey iş tecrübesine sahibiz ve bu tecrübeyi dijital dikeyine entegre edip bu yolu benimsemiş durumdayız. Henüz böyle bir ortaklık yokken bile sohbet eder, bilgi alışverişinde bulunurduk. Ardından birtakım projeleri beraber yürütmeye başladık.

Bu alanda güvenilir takım arkadaşları bulmak pek kolay değil; aynı dili konuştuğunuz ekip arkadaşları bulmak hele, hiç kolay değil. Ama şahsi kanaatim, beraber ortak projelerde yer aldıkça aynı dili konuştuğumuzu, birbirimize güvenebileceğimizi gördük ve yola resmi olarak beraber devam etmeye karar verdik.

Tabii bir de, ortak amaçlarımız ve isteklerimiz varmış bunu sonradan anladık. Piyasadaki birçok niteliksiz hizmete ve eğitime karşı tepkiliymişiz ikimiz de. G4A Studio&Workshops’un oluşmasında bu tepkinin de payı var. Studio tarafında firmalara hizmet verirken, Workshops ile de, usta-çırak ilişkisi prensibine dayanarak deneyimlerimizi atölye çalışmalarıyla aktarmaya karar verdik; yani o seminer havasında geçen ve “eğitmenin” bol bol konuştuğu eğitimler yerine doğrudan uygulamalı atölye çalışmaları ile kullanılabilir bilgiyi aktarmaya karar verdik.

Şu anda da grup dersleri, özel birebir dersler ve kurumsal eğitim taleplerine cevap vermeye devam ediyoruz.

 Hasan Yasin Türkyılmaz :

Göreceli olarak öyle doğru. Ama Türkiye’de iş yaparken aslında neredeyse herkes benzer iş süreçlerini yaşıyor. Herkes aynı çileleri farklı tarzda yaşıyor ve zihni, bedeni, etiği şekilleniyor. Biz bir şekilde kendimizi korumuşuz anlaşılan. Zihniyetimiz de sıradan değil ayrıca.

G4A S&W’nun ortaya çıkmasındaki en büyük etmen kendisellik. Normalde ben birçok iş ortağıyla çalıştım. Sorunlar oldu. İşler dağıldı hep. Artık kendim tek başıma çalışayım sektörde dedim. Bu kez de iyi bir ekip olacağımızı gördüğüm Sercan’la bir araya geldik birkaç işte. Ben kafamdaki fikirleri söyledim. Sercan kafasındaki fikirleri söyledi. Ortak paydada çalışır halde bulduk kendimizi. G4A Studio & Workshops çıktı ortaya ondan sonra.

Genelde firmalar ortakların anlaşmazlıkları sonucunda kapatılıyor fakat sizin ortağınızla müthiş bir uyum içerisinde çalıştığınız gözlemleniyor. Bu uyumu sağlamanızda neler etkili oluyor?

Sercan Yılmaz :

Gerek iş ilişkisi, gerekse özel hayattaki ilişkilerin tamamının temelini iletişim oluşturuyor bence. İki tarafın birbirini dinlemesi, anlamaya çalışması, her an irtibat halinde olması çok önemli. Biz de bunu yapıyoruz aslında. Anlaşmazlık olsa dahi, bir orta yolu bulup uzlaşma yoluna gitmek yerine bin bir emekle ortaya çıkmış bir işin sonlandırılması çok mantığa yatkın gelmiyor bana. Tabii insanların ne yaşadığını bilemeyiz, bazen kangrenli parçayı kesip atmak gerekir.

Hasan Yasin Türkyılmaz :

Önceki cevabımda dediğim gibi bir kendisellik mevcut. Yani kısmet işte, denk geldi. Uyumlu olduğumuzu gördük çalışırken. Türkiye standartlarına göre yukarıda kalan bir iletişimle iyi bir uyum sağladığımızı düşünüyorum. Önceki işlerimde ve ortaklıklarımda bunu hiç yakalayamamıştım. (başka paragraf) Durum kişilere ve takım halinde çalışabilmelerine, hatta daha öncesinde doğru iletişime ve dürüstlüğe dayanıyor diye düşünüyorum. Ha bir de ideallerin de ortak olması lazım. Sercan’la ben bunları sağladığımızdan dolayı bir uyum içerisinde çekirdek ekibi kurduk dış kaynak kadroyla beraber ve ilerletiyoruz. İnşallah sorun çıkmadan süreç devam eder ve biz de büyürüz. 🙂

“growht for all” ile ne anlatmak istiyorsunuz?

Sercan Yılmaz :

“Herkes için büyüme” demek istiyoruz aslında. Yolun başındaki start-up projeleri, belli bir seviyeye ulaşmış projeler veya e-ticaret projeleri için geniş bir hizmet ve eğitim sunma kapasitesine sahibiz. Odağımızda ise her zaman “büyüme” var.

Facebook hesabınızda sormuş olduğunuz “önemli olan nedir?” sorusunun yanıtını bulabildiniz mi?

Hasan Yasin Türkyılmaz :

“Önemli olan nedir?”, sorusunun cevabında, felsefe okumalarından tahmin edebildiğim cevapları aldım. Yanıt bulmaktan çok, insanlar ne düşünüyor diye merak etmiştim aslında. Ben kendi yorumumu da katarak özetlersem; huzur ve mutluluk. Bunu sağlayacak olan alt unsurlar sırasıyla; temel ihtiyaçların karşılanması, sağlık, özgürlük,  inanç, yaşamdaki amaç, aile, arkadaşlar, mutlu olabileceğiniz bir iş, kişinin kendini geliştirmesi, üretmek, az tüketmek ve aşk…

 Growth Hacking ile firmalar nasıl büyüyebilir?

Sercan Yılmaz :

Growth Hacking’in birtakım prensipleri, gelir modeli internete dayalı olan her firma için kullanılabilir olsa da, asıl amaç bir girişime ivme katmak ve bunu sürdürülebilir hale getirmektir. “Nasıl?” kısmına gelirsek; kesinlikle sabırla ve doğru ekiple büyüyebilirler.

Her zaman, her şart altında, her ürün için Growth Hacking uygulanamayabilir. Geleceği hiç parlak olmayan ürünler var mesela, altında çok emek olsa da, bazı detaylar düşünülmeden yapılmış. Önce o üründe köklü değişiklikler yapmak gerekir. Yani demek istediğim, ortada gerçekten iyi bir ürün yoksa ve işin teknik tarafına ek olarak “insan” faktörü hesaba katılmamışsa, hiçbir pazarlama faaliyeti yardımcı olamaz. Önce ürün.

Hasan Yasin Türkyılmaz :

Growth hacking yani büyüme hack’lemesiyle firmaları büyütmenin birçok yolu var. Öncelikle bu her firmaya göre değişir. Bu işi öğrendiğimiz kişilerden biliyoruz ki her firmaya büyüme hack’lemesini sağlayacak çalışma yapılabiliyor ama her firmaya aynı çalışma yapılamaz ve en önemlisi girişimin büyüme odaklı teknolojik çözüm sunan olması gerek. Bizlerse; startup, eticaret, oyun şirketleri ve mobil uygulama yapan girişimlere odaklanıyoruz. Bu durumdan genel bir ifadeyle açıklarsam; ilk önce temel eksik olan inbound ve outbound marketing’i yani dijital pazarlama ve reklamcılığı az da olsa bir düzene oturtarak sürdürmek gerek. Sonra büyümeyi sağlayacak olan fikirleri bulup, hipotezlerimizi doğrulama veya yanlışlatma yoluna gideriz. Başarılı olanları otomatize ederiz. Başarısızları eleriz. Sonunda elimizde haftalık büyümeyi %5 ve üzerine çıkarabilecek hack’ler kalır. Süreci devam ettiririz yöntemlerimize ve sektöre bağlı olarak. (başka paragraf) Tabii bunların tamamen öncesinde kalan ve en önemli şey; ürünün kendisi ve ürünün önünde büyümeyi engelleyen unsurlar var onları kaldıracak zihniyetle mücadele. Growth hack’ten çok bu ülkede, ürünü şekillendirmeye kıyamayan girişimcilerle uğraşıyoruz. Daha reklam kampanyasının sürecini oturtup ilerletelim diyemiyoruz örneğin. Ya bütçeler yetmiyor ya ürüne süre ayrılmıyor ya ekiple anlaşılamıyor ve yahut her şey uygun ama bu kez de girişimcimizle uyum sağlanmıyor dediğimiz gibi. Ama anlaşma sağlandığında her konuda ve bizi serbest bıraktıklarında vaad ettiklerimizden fazlasını ürünün kendisi ve müşterilerin sunmasını sağlıyoruz.

 Yapmış olduğunuz paylaşımlardan ülkemizde Growth Hacking olayının yanlış uygulandığını vurguluyorsunuz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Sercan Yılmaz :

Yapmış olduğum bazı paylaşımlarda yanlış anlaşıldığımı söylemek isterim önce J Growth Hacking çalışmasının bir işte yanlış uygulandığını söyleyebilmek için, o işin içinde olmak ve bunu bizzat görmek gerekli. Benim sitemim daha çok, yanlış anlaşılması ve yanlış anlatılması üzerine.

Mesela “Büyüme Odaklı Dijital Pazarlama” çalışmaları yapan birçok firma çalışanı var. Gerçekten harika iş çıkarıyorlar; A/B testleri, Dönüşüm Oranı Optimizasyonu falan, bir de “Growth Hacking” yaptıklarını sanmasalar daha harika olacak. Üçüncü sınıf tercüme kitaplarla, yazılarla Growth Hacker olamazsınız, Growth Hacking yapamazsınız.

Growth Hacking, elinize alacağınız bir checklist ile veya “How to” taktikler kitabı ile uygulayabileceğiniz bir şey değildir; sihirli değnek hiç değildir. Ama öyleymiş gibi ele alınıyor olması, bizim de sitemkar paylaşımlar yapmamıza sebep oluyor. En azından dünyada bu alanda yapılan işlere bakmak, bir Growth Hacker olaylara nasıl bakar, yaklaşım biçimi nasıldır, herkesin az çok fikir sahibi olmasını sağlar. Gerisi tamamen bireysel çabanıza ve bol bol deneyim edinmenize kalmış. G4A Studio’nun Blog sayfasında da fırsat buldukça bu konularla ilgili güncel bilgilere yer vermeye çalışacağız. Mevcut iş yoğunluğu, kendi söküğümüzü dikmemize pek imkan sağlamıyor genelde.

 Hasan Yasin Türkyılmaz :

Growth hacking ülkemizde yanlış uygulanıyor diyemem. Milletin uyguladığı süreci bilemiyoruz çünkü net olarak.  Yanlış anlatılıyor diyebilirim en azından. Çok sert de ifade etmem yanlış olur tabii ama sosyal medya yönetimi yapan dijital pazarlama sektöründe yer alan arkadaşın biri geleneksel markalarla çalışıp, 3-5 bilinen standart ve eski growth hacking’i öğrenmiş, bunu uyguluyor diye kendisine growth hacker diyor. Çeviriler yaparak sunumlar yapıyor. (başka paragraf) Growth hacking alanında her konuşan kişi de growth hacker oluyor. Belirtmem gerekir ki; davranışsal psikoloji, sosyal psikoloji, sosyoloji, CRO, SEO, analitik, test, raporlama, kullanıcı deneyimi ve analitiği, tasarım, yazılım, otomasyon, en önemlisi akademik hipotez doğrulama ve proje yönetimi gibi süreçleri bilmeden hızlı büyüme odaklı ve teknolojik çözüm bulan bir şirkete hizmet etmeden nasıl growth hacking yapıyorlar anlamıyorum. Growth hacking denilen şey çevirilerle, standart taktiklerle yapılan bir şey değil. O an o şirket için gereken çözüm neyse onu bulmak gerekiyor. Haftada 70 civarı test yapmak gerekiyor. Bizim elimizde growth hacking için bir framework, bir model varken elinde yabancı makaleler bulunan arkadaşlar büyüme hack’lemesini çocuk oyuncağına çevirip dijital pazarlamayla bağdaştırıyorlar. Tabii ki kavramlardan faydalanan bu kitle olacak ama sektörü bulandırdıkları için girişimler bile saçma isteklerle geliyor ve çalışma süreçleri baltalanmış oluyor. Bizim moralimizi bozan nokta bu aslında.Tabii ki herkes growth hacker olsun desek olamaz, ama olmayıp da ben öyleyim demek, yapamayıp da yapıyorum diyerek insanları kandırmaya, dolandırıcılığa girer. 6 ayda alınabilecek sonuç için 1 ayda sonuç veririm diye vaatte de bulunuyor bu arkadaşlar, sektörden biliyorum. Sektör gerçekten küçük aslında. Anlatacak daha çok ifade var tabii bu konuda. Örnek ve son olarak; gidip de Ülker’e sosyal medya çalışması yapıp ben growth hacking yaptım diyen bir arkadaş bile gördüm, düz eposta pazarlama yapıp kendisine growth hacker diyeni de…

Sizce 2017 yılının en iyi teknolojik gelişmesi neydi?

Sercan Yılmaz :

Piyasaya çıkışı 2017’den öncesine dayanıyor olsa da, ben 2017’nin sonlarına doğru patlama yapan Bitcoin olayını şu an merakla izliyorum. Bence hem finansal açıdan, hem de teknolojik açıdan çok çok önemli bir gelişme; birçok alanda standart koyacak pozisyona sahip olabilir.

 Hasan Yasin Türkyılmaz :

2017’deki teknolojik gelişmeler inanılmaz aslında. Tabii ARGE’leri çok öncesine dayanıyor. Robotik, mekatronik, yapay zeka, otonom araçlar, makine öğrenimi, blok zincir teknolojisi, AR’ın sosyal medyayla içli dışlı olması ve tüketimde bunun yine vıccığını çıkarıyor oluşumuz, insansız araçlar, elektrikli araçlar, Elon Musk’un yeniden kullanılabilen roketleri… Şu an bizim de bu konuda bir girişimimiz ve devletimiz de kabul ederse başvurularımızı ARGE süreçlerimize resmi yollarla devam edebileceğiz. Biz de 2018’e ışık tutarız belki ülkemizde. 🙂

Editör Notu;

Gelişmekte olan pazar alanlarını ve hemen her alanda ihtiyaç duyulan proje geliştirme süreçlerinin en doğru ve uygulanabilir düzeyde gerçekleşmesini sağlayan Growht Hacking, daha fazla kişinin öğrenmesi ve uygulaması gereken yöntemler içeriyor. Umarım yakın zamanda bir çok uzmanın ve bir çok firmanın bu alanda daha büyük çalışmalarını araştırıyor ve sizlerle buluşturuyor olacağız.

 

Bir Cevap Yazın