Bilgiyi İşleme Kuramı (Information Processing Theory), Bilgiyi Hackleme ve Kullanabileceğimiz Alanlar

Türkiye’de sadece KPSS sınavlarına hazırlananların, psikolojiyle ilgili bir kaç soruda çıkma ihtimaline karşın, şöylesine bir baktıkları bir kuram olmasına rağmen, Bilgiyi İşleme Kuramı, tüm dünyada eğitimden, propaganda kanallarına, ekonomiden, araştırma-geliştirmeye kadar bir çok alanda çok sık kullanılan bir teorem olarak karşımıza çıkıyor. Buna rağmen Türkiye’de, tarihi boyunca yaşadıkları sebebiyle depresif olmak zorunda kalmış olan Türk insanının, kaderci yaklaşımı gerektiren inançları gereğince bu tip psikolojik kavramları, yaşamlarının hiç bir noktasında çok fazla kullanmadıklarını görüyoruz.

Bununla ilgili olarak Nobel ödüllü ekonomist Ronald Coase’nin şu sözü, hiç değer vermediğimiz bu tip psikolojik kuram ve yöntemlerin aslında ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

 

“Torture the data enough and it will confess to anything”

Türkçe tam çevirisi ise şu şekilde;

“Bilgiye yeteri kadar işkence edin ve size her şeyi itiraf etsin”

Çok açık uçlu ve istenilen her noktayı, istenilen noktanın kendisi üzerinden ifade etmesi nedeniyle konumuz açısından gerçekten çok önemli bir söz bu.

 

Gelin bu sözü, konumuzun özü olan Bilgiyi işleme kuramı, bilgiyi hackleme ve kullanabileceğimiz alanlar üzerinden inceleyelim.

Beynimiz anlık olarak sürekli bir bilgi bombardımanına maruz kalmaktadır. 5 duyu organımızla edindiğimiz tüm bilgiler beynimizin farklı bölümlerinde kategorilendirilerek kısa dönemli hafızaya aktarılmaktadır. Bundan dolayıdır ki artık otomatiğe bağladığımız çoğu bilgiyi istesekte hatırlayamayız, çoğu zaman sabah ne yediğinizi hatırlayamamanızın nedeni budur. Bilgiyi İşleme Kuramı’na göre beynimiz bir bilgisayar gibi çalışmaktadır. Beynimizde bulunan ve 5 duyu organımızın çevreden almış olduğu verileri anlık olarak tutarak işlemeye hazırlayan yapısı olan birimine Duyusal Bellek denir. Duyusal belleğimiz, çevremizle etkileşimimiz sonucu edinmiş olduğu bilgiyi kısa süreli ve geçici olarak tutar ve temel olarak beynin bilgiyi işleme konusunda görevlendirdiği görsel bellek (ikonik) ve işitsel bellek (ekoik) kısımlarına yönlendirmektedir.

Ancak beynimiz akan tüm bilgiyi işleyip kaydedecek kadar gelişmiş bir yapı olmadığından ya da bunun henüz bir yolunu bulamamış olmamızdan dolayı, bizim işlenecek veriye karar vermemiz gerekiyor. İnsan her ne kadar diğer canlılardan daha gelişmiş olsa da hala varoluşu ve evrimsel gelişimi gereği hayatta kalmayı amaç edinen ve buna şartlanan bir yapıya sahiptir. Hayatta kalmayı amaç edinen varlığımız, anlık olarak beynimize hangi veriyi tutacağını ileterek bu veriyi anlık (çalışan) bellek kısmına yönlendirmektedir. Çalışan belleğimiz bir nevi bilgi otoyolundaki trafik polisi gibi davranmakta, resim, görüntü veya harita gibi görsel billgiler derhal beynin eskiz defteri olan vizyospasyal birimine, sayı ve sözcükler gibi işitsel bilgilerse fonolojik döngü birimine yönlendiriliyor. Bu yapılar o kadar gelişmiş yapılardır ki sadece yapmaları gereken işi yapmayarak birbirlerine yardımcı olmak adına birbirlerinin işlerine de karışırlar. Örneğin üzerinde sokak isimlerinin bulunduğu bir haritayı düşünürsek, hem görsel hem de sözel bilgilerin aynı anda işlenmesi gerekir. Bunu yapabilmek için iki kısım da görev başına geçer ve bu kısımların koordine edilmesi ise beynin Merkezi İşlemci kısmı tarafından sağlanmaktadır. Sonuç olarak algılarımızla edinmiş olduğumuz anlık veri yığını, sözü edilen yapılar aracılığı ile işlenerek Bölümsel Ara Bellek kısmına yönlendirilir. Sabah yaptığımız kahvaltının içeriğini hatırlayamamızın sebebi, algılarımızla edindiğimiz bu bilginin, uzun süreli belleğe gönderilmeden, bölümsel ara bellekten silinmesidir.

Bilgiye işkence etmek soyut bir ifade türüdür. Bu ifadenin amacı, bilginin öğretilmeye hazırlanması olabileceği gibi, ayrıca bazı oluşumlar aracılığıyla propaganda malzemesi olarak kullanılması durumudur. Bu sebeple, propaganda yapanlar, medya ve sosyal medya kanallarıyla bu modelin kullanıldığı birçok tekniği kullanarak düşüncelerimizi biçimlendirmektedirler. Dolayısıyla bu tekniğin farkında olmak, sahte ve yanlış propaganda bombardımanından da kendimizi kurtarmamıza yardımcı olacaktır.

Peki bu modeli biz nerede kullanabiliriz?

Lütfen Memorize Academy isimli bir firmanın şu videosunu izleyin. Bu modelin doğru kullanımına çok uygun bir örnek olduğu için konumuzla ilişkisini anlayabilirsiniz.

Eğitim sisteminin direkt olarak bu model üstünden yapılandırılması, bu yapılandırmanın pratik, sorgulama gibi yöntemlerle desteklenmesi, ezber sistemine dayanan ve maalesef tüm kıyaslamalarda dünyanın gelişmemiş ülkelerinden dahi geride kalmamıza neden olan boş eğitim sistemimizin yegane kurtuluşu olacaktır.

Tüm uzmanların kabul edeceği gibi, post informasyon çağına geçmiş durumdayız. Sanal bir hizmet veren bir yazılım firması, bizim tüm dünyaya uçuş yapan, bilmem kaç tane uçağı bulunan, bilmem kaç kişi çalıştıran havayolu şirketimizden onlarca, yüzlerce kat daha değerli olmaktadır. Bu sebeple, ülke ekonomimizi ağır sanayiden ziyade, sanayi ile desteklenmiş teknolojik yatırımlar üzerinden konumlandırma zorunluluğumuz bulunmaktadır. Dolayısıyla, derin öğrenme, yapay zeka, kriptografi ve yazılım sektörüne ağırlık verirken bu yapıyı kullanmamız ve eğitim seviyemizi, ilk okuldan mezun olmuş tüm çocukların bir yabancı dil ile birlikte bir programlama dili bildiği bir seviyeye çekmemiz gerekmektedir. Pratiği ise Arduino, Raspberry gibi nispeten daha az maliyetli programlama yapılarının tüm okullara ve öğrencilere ulaştırılması şeklinde sağlayabiliriz.

Umarım siyasi yapılar bunun farkına kısa sürede varır. Aksi takdirde, dünyanın asteroidlerden maden çıkarmayı, Mars’ı kolonileştirmeyi, CERN tesislerinde ürettikleri Anti Maddeyi “Tanrı Parçacığı” tıpta PET (Positron Emission Tomography) cihazlarında kullandığı, güneş enerjisini sıvıların içinde saklayıp, metal hidrojenle süper iletkenliği sağladığı, Quantum bilgisayarlarla veri işlemenin sınırlarını zorlayıp, Kütleçekim dalgalarıyla 130 milyon ışık yılı uzakta patlayan 2 nötron yıldızının kaç kilo altın ürettiğini hesapladığı bu dönemde, ileride köle olarak kalmayı kabul etmiş oluruz.

Bilgiyi İşleme Kuramı (Information Processing Theory), Bilgiyi Hackleme ve Kullanabileceğimiz Alanlar” için bir yorum

Bir Cevap Yazın